Arapgir’in Hafızası Asım Külah

Müzik adamı ve hat sanatçısı Asım Külah Arapgir’de Konağında 500 yıllık etnografik eserleri sergiliyor.

Arapgir’in Hafızası Asım Külah

Müzik adamı ve hat sanatçısı Asım Külah Arapgir’de Konağında 500 yıllık etnografik eserleri sergiliyor.

Malatya Haber
Malatya Haber
22 Kasım 2016 Salı 14:47
306 Okunma
Arapgir’in Hafızası Asım Külah

Arapgir'de Asım Külah ile tanıştık.

Arapgir’in kültürel çalışmalarını anlatmak üzere bizlere rehberlik eden Arapgir’in Kadın öncülerinden Neslihan Güler’in daveti üzerine kendisiyle tanıştık. Şimdiye kadar  niye tanışmadık diye de bir hayli kendimize sitem ettik. Asım Külah, Arapgir’in hafızası gibi. Kültür adamı, Müzik hayranı, Hat sanatçısı, etnografik eser meraklısı, Yemek uzmanı, Arapgir sevdalısı olarak biliniyor. Arapgir’in Konaklarını, Camilerini, sokaklarını, yemeklerini, üzümünü, reyhanını, tarihi eserlerini ve diğer özelliklerini heo o anlatıyor.

Tarihi Millet Hanı dolaşıp, bir zamanların  Arapgir’den tüm dünyaya yayılan Manusa dokumacılığını Asım Külah’tan dinledik. Sonra birlikte yan sokakta yenilenen Konaklar ve Arapgir evlerinin arasından biraz ilerledikten sonra bahçe duvarının üzerinden sarkan üzüm asmasının salkımlarına bakarak yemyeşil bir bahçenin içinde iki katlı bir evin bulunduğu bir avluya girdik. Evin avlusunda etrafımıza baktığımızda kendimizi açık hava müzesinde buluverdik. Dut ağaçlarının  düşen dutlarını toplamak amacıyla ağacın dallarının hemen altına bir ağ gerilmiş, düşen dutlar  ağ üzerinde kuruyor, sonrada yere düşmeden toplanıyordu. Arapgir konaklarının tüm avlularında mutlaka üzüm, dut, ceviz ve incir ağaçlarına rastlamak olağandır.  Ağaçlar altında misafir ağırlamak amacıyla antika sayılacak masa ve sandalyeler  konuk bekler gibi duruyor. Asım Beyin konağının avlusu ve  iki katlı evi doğal bir müzeydi sanki. Bahçe etnografik eserlerle doluydu. El değirmenleri, boy boy kazanlar, teştler, Kalburlar, saratlar. Kepçeler, et çekme makineleri, ceviz ve domates ezme makineleri, tarihi fıçılar, ceyiz sandıkları. Her  türlü mutfak malzemesi. Çeşit çeşit bakır kaplar. Antika müzik aletleri, gramafon ve plaklar. Boy boy antika küpler. 

Bahçe açık hava müzesini andırıyordu. Malatya’da Büyükşehir Belediyesi, Valiliğin ve büyük ilçe belediyelerinin yapamadığını Arapgir’de Asım bey başarmıştı. Asım Bey, hayatı boyunca topladığı   her türlü etnografik malzemeyle bölgemizde göremeyeceğimiz çok kapsamlı bir koleksiyona sahip olmuş ve bunu sergiliyordu. 

Manusa Kumaşı dokuyan ilk tezgahlar hala çalışır vaziyette. Bize nasıl çalıştığını ve manusa kumaşının nasıl dokunduğunu anlatıyor Asım Bey. 

Bahçe yanında bulunan evin ikinci katına çıkan merdivenin ve balkonun kenarlarına sıra sıra küpler dizilmiş. Pekmez, pestil, salça, biber, patlıcan  ve domates kurusu, muhtelif reçellerin yapıldığı kaplar ve siniler ile toplanan kuru dutlar göze çarpıyordu.  Balkon ve balkondaki masanın üstü bile türlü büyüklükte çanlar, hedikler, eski sandalyeler, mutfak kapları gibi türlü eski eşya ile doluydu. Her taraf antika sayılacak aletlerle doluydu. Bu kadar çok tarihi eser özelliği taşıyan malzemeyi bu mekâna sığdırmak ve onları sergilenebilir kılmak hiç de kolay bir iş değildi.

Bahçeden sokağa çıkıp hemen yana dönüp bu kez konağın alt katına indik. Yan yan 3 oda tamamen eserle doluydu. Çeşit çeşit kantar ve teraziler, Antika bir karyola ve üzerinde ipek bir örtü. Tavana asılmış çok sayıda kehribar antika tespihler, Işıldak, Lüks, çıra, şamdanlar. 

Bir odada 12 kişinin aynı anda yemek yiyeceği büyüklükte bakır bir sini, üzerinde 12 kişilik bakır yemek takımları, kaşık ve çatallar. El yıkama ibrikleri, abdest alma leğenleri. Tam 200 yıllık olduğu söylenen bir antika Fener ve lüks. Serkisyan ustanın yaptığı anahtar ve kilit. Kaşkaroğlu Konağının defteri, antika Osmanlı paraları, Halılar, kilimler. Ölçü ve tartı aletleri, ziraatta ve hayvancılıkta kullanılan aletler, mutfak eşyaları, müzik aletleri, mutfak eşyaları, taş oymacılığı şeklinde yapılan ve adlarını dahi unuttuğumuz antika eserler göz kamaştırıyor. 

Sonra Asım Beyin tarihi masasına oturduk ve önümüzdeki deftere gördüklerimizden başlayarak izlenimlerimizi yazdık. Kalkarken ani bir çan sesiyle irkildik. İşte bu tarihimizde yer alan Kervan çanları. Kervanın kime ait olduğu bu çanlardan belli olurmuş. Baktık tarihi 200-300 yıllık diye tahmin edilen tarihi kervan çanları. Hala sağlam olarak günümüze kadar korunmuş.

Arapgir’in hazinesi, hafızası sanki bu bahçe ve Konak’ta toplanmıştı. Asım Külah 500 yıllık bir tarihi bir araya getirmişti. Devlet kuruluşlarının yapamadığını o tek başına Arapgir’de yapmıştı. Valiler gelmiş bu müzeyi gezmişler. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’da eserleri görmüş ve hemen “sana bir konak verelim bunları sergile” diye de ön ayak olduğunu öğreniyoruz.

Sonra evin yanındaki okula geçiyoruz, alt katta bir odayı açıyor Asım Bey. Burası benim odam burada Hat sanatını gerçekleştiriyorum diye anlatıyor.

Arapgir’e gelen konuklara evini gezdirdiğini anlatıyor. Müzik ve tasavvufla olan yakın ilgisinin yanı sıra hat sanatıyla da ilgileniyordu. Lokanta işletmeciliği yaparak Arapgir yemeklerini tanıtmaya çalışmıştı. Bir yandan da tarihi eserleri bir bir toplamıştı. Evini bahçesini açık hava müzesine çevirmişti. Kendi evini büyük bir konukseverlikle Aragir’e gelen ziyaretçilere açan bu kültür adamı, gerçekten bir Arapgir gönüllüsüydü, Arapgir sevdalısıydı. Evinde bulunan eserlerin sayısını oda bilmiyordu. “Bunlar benim hayat kaynağım her sabah kalktığımda buraları tek tek dolaşır onlara bakarım, selam veririm, hal hatır sorarım. Onları korurum” diyor.

Arapgir’e yolunuz düşerse, Asım Külah’ın Konağını ve açık hava müzesini mutlaka gezmenizi öneririm.

Asım Külah’a teşekkür ederek ayrıldık Arapgir’den… Rehberimiz Neslihan Güler’e de ayrıca teşekkür ediyoruz, bizlere muhteşem bir kültür adamını tanıştırdığı için..

Arapgir 500 yıllık tarihiyle Asım Beyin bahçesinde dim dik ayakta duruyor…

MANUSA DOKUMACILIĞI NEDİR?

Asım Külah’ın evinde gördüğümüz Manusa Dokuma tezgahları çalışır vaziyette sergileniyor. Ancak kaynaklar Manusa dokumacılığı konusunda şu bilgileri veriyor: 

Arapgir’de 1830 lu yıllardan başlayarak hızlı bir şekilde yaygınlaşan . Manusa dokumacılığı, 1950’de önemini kaybetmiş, 1970 de ise yok denecek düzeye gelmiştir. Manusa bilhassa, Arapgir’de yün ve pamuklu ipliklerle jakar  tezgahlarında dokunan yollu ve nakışlı bir çeşit kumaşa verilen addır. Genellikle köylülerin tercihen giydikleri bu kumaşların nakışlarına göre düz, potikli, çiçekli, bademli, yılan eğrisi, taraklı gibi isimlerle manusa anılır.

1800‘ler boyunca dokuma geçerliliğini,  varlığını korudu. Arapgir dokumaları daha ucuz ve daha sağlam olduğu için İngiliz dokumaları hızlı bir şekilde piyasalarda çekildi. Kazadaki tezgah sayısı arttı ve beş yıl sonra yılda 95 000 kg. ithal iplik bu tezgahlarda dokunmaya başlandı.1836 da Arapgir bölgesinde 1000 tezgah İngiliz ipliği kullanarak pamuklu dokuyordu. Üretim 30–40 yıl sonrada istikrarlı devam etmekteydi. Dokumalar başta Rusya olmak üzere Erzurum ve diğer yerlere gönderilmekteydi. Halep veŞam’da Manusa kumaşları yok satardı.

Arapgir’de üretilen manusa sağlamlığı ve renginin kalıcılığı sayesinde İngiliz Manchester basmalarını karşı yerini korumaktaydı. Manchester basmaları çok ucuz olmasına rağmen manusa tercih edilmekteydi. 1907 de Arapgir’deki tezgâhların sayısı 1200 dür. 196’lı yıllardan sonra fabrikasyon üretim manusanın cazibesini azaltarak günümüzde ise yok olma ile karşı karşıyadır.

Son Güncelleme: 22.11.2016 14:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner30